Şifalı Bitkiler

At Kestanesinin Özellikleri ve Faydaları

Latince adı Aesculus hippocastanum olan at kestanesinin diğer adları yabani kestane ve acı kestanedir. Kalın gövdeli boyutları 15 ile 20 metre uzunluğunu bulanan bu ağaç, baharda beyaz çiçekler açar.  Yeşil meyveleri olan at kestanesi ülkemizin her yerinde yetişebilir.  Özellikle Orta ve Güney Asya’da, Anadolu’da yabani olarak bulunmaktadır. Eski devirlerden bu yana şifa kaynağı olarak alternatif tıpta kullanılan ağacın meyveleri ve tohumları ağrı gidermede çok kullanılır.

At kestanesinin bileşenleri içerisinde saponinler, tanen, aesculin, şeker, yağ ve nişasta bulunmaktadır. Sağlığın yanında süs bitkisi olarak da yetiştirilen at kestanesinin meyveleri olgunlaştığında dikenli yeşil kabuğu sıyrılır.  İçerisinden çıkarılan kahverengi tohumlar ilaç yapımında iltihap giderici olarak kullanılmaktadır.

At kestanesinin   iyi geldiği hastalıklar ve rahatsızlıklar

Tüm vücutta oluşan iltihapları kurutucu özelliği olan bu bitki, kılcal damarların kanamalarına da iyi gelmektedir.  Öksürüğe de iyi gelen at kestanesi daha çok basur ve varis içinde kullanılmaktadır.  Kan dolaşımını düzenleyerek atardamar iltihaplanmalarına karşın mücadele eder.

Kırışmaya başlayan deriyi gerginleştirerek yaşlılık belirtilerini azaltır, kronik yorgunluğu önler. Hazımsızlığı önlemede tüketilen at kestanesi, kaynatılıp bal ile içildiğinde göğsü yumuşatır ve nefes darlığını giderir.

Kullanım Şekli

Dış kabuklarından arındırılan at kestanesi küçük parçalar halinde doğranıp güneşte kurutulur.  Kuruyan at kestanesi değirmende çekilerek toz haline getirilir ve aç karnına sabahları bir çay kaşığı tüketilir.

2 tatlı kaşığı at kestanesi tozu bir bardak sıcak suda 15 dakika demlenerek 1 tatlı kaşığı bal ile tatlandırılarak günde 2 çay  bardağı içilir…

Yazar Hakkında

Semra Şenol

Yorum Yap